Kendi Yeme Serüveni: Çocuğun Kasesine Güvenmek
- Duygu Yılmaz
- 21 Kas
- 2 dakikada okunur

Bir annenin elini en çok titrettiren şeylerden biridir, çocuğunun önüne konan yemek.
“Acaba doydu mu?”
“Yeterince yedi mi?”
“Bir kaşık daha yesin bari…”
Oysa bir annenin kaşığını bırakması, sadece bir fiziksel eylem değil; psikolojik bir teslimiyet, çocuğun gelişimine duyulan güvenin en somut halidir.
Kendi Yeme Düzeni: Sadece Yemek Değil, Bağımsızlık Dersi
Bebeklerin ve küçük çocukların kendi yeme sistemine alışması, yani yemeği kendi elleriyle keşfetmesi (BLW veya kendi kendine beslenme yaklaşımı) sadece beslenme biçimini değil, benlik duygusunu da şekillendirir.
Her dökülen lokma, aslında “Ben yapabilirim.” mesajının sessiz bir ilanıdır.
Bir çocuk kaşığı kendi tutmaya çalışırken sinirlenir, döker, bazen reddeder. Ama bu küçük karmaşanın altında öz düzenleme, bedensel farkındalık ve öz güven filizlenir.
Yemek, artık sadece enerji değil; kendine güvenin pratik hali olur.
Anneler İçin Zor Kısım: Kontrolü Bırakmak
Bir annenin zihninde yemek, sadece yemek değildir.
Yeme, “bakım” demektir. “İyi anne” olmanın ölçüsü bazen fark etmeden yediği tabakla eşleştirilir.
Bu yüzden çocuğunun yemediğini görmek, çoğu anne için kişisel bir başarısızlık gibi hissedilir.
Ama işte tam burada durmak gerekir:
Bir çocuk doymayı, açlığı, seçimi ve sınırı ancak kendi bedeniyle ilişki kurarak öğrenir.
Senin görevin onun tabağını doldurmak değil; o tabağın başında güvenli bir alan yaratmak.
Psikolojik Etkileri
Araştırmalar gösteriyor ki, çocuklara zorla yemek yedirilmesi ya da sürekli “bir lokma daha” baskısı, ilerleyen yıllarda beden farkındalığını zayıflatabiliyor.
Çocuk, içsel açlık-tokluk sinyallerini dinlemeyi bırakıp dışsal onaya göre hareket etmeye başlıyor.
Bu da ilerleyen yaşlarda duygusal yeme, yeme bozuklukları ya da özdenetim güçlükleri olarak karşımıza çıkabiliyor.
Oysa kendi yeme düzenine izin verilen çocuk, sadece karnını değil; özgüvenini de doyuruyor.
Annenin Duygusal Yolculuğu
Kendi kendine yemek, çocuk için bir adım ama anne için çoğu zaman bir sınav.
Sabırla izlemek, dökülen yemeğe değil öğrenene odaklanmak, suçlulukla değil güvenle yaklaşmak…
Bunlar kolay değil.
Ama her küçük lokmada, anne ve çocuk arasında sessiz bir güven köprüsü kurulur:
“Sen yapabilirsin. Ben buradayım.”
Son Söz
Yemek, sadece bir ihtiyaç değil; bağlanmanın ve ayrışmanın ilk pratik alanıdır.
Çocuğun kendi yeme düzenine alışması, anneden kopmak değil, anneden aldığı güvenle kendi yoluna çıkmak demektir.
Bir gün masanın üstü dökülmüş, etraf savaş alanı gibi görünüyorsa derin bir nefes al ve hatırla:
Bu, sadece bir öğün değil.
Bir büyüme anı.
Klinik Psikolog Duygu Yılmaz




Yorumlar